|

Türkiye'nin en eski yerleşim yerlerinden
Kaunos Antik Kenti burada...
Kayalara oyulan kral mezarlarının en görkemlileri de Dalyan'da...
Dalyan'ın her tarafından şifalı kaplıca suları fışkırıyor. Padişahlara bile
hizmet etmiş Sultaniye Kaplıcaları da Dalyan'ın hemen dibinde...
Dustin Hoffman, Sting gibi ünlüleri de konuk eden çamur banyoları da
Dalyan'da...
Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri de, doğayla baş başa
koylarda deniz keyfi de Dalyan'da...
Balık sever misiniz? Levreğin, çipuranın, mavrinin, mırmırın hatta kefalin
en lezzetlisini Dalyan'da yersiniz...
Dünya'nın ilgisini çeken caretta-caretta kaplumbağaları da Nisandan Eylüle
kadar Dalyan'ın konuğu olur...Nil kaplumbağaları ise sürekli Dalyan
kanallarında yaşar...
Kuş gözlemcisi misiniz? Dalyan deltası tam aradığınız yer...Soyu tükenme
tehlikesiyle karşı karşıya olan pek çok kuşu burada görebilirsiniz...



AZ KİMSENİN BİLDİĞİ BİR YER
Köyceğiz Gölü ile Akdeniz'i birleştiren ana kanal üzerinde
bulunan Dalyan, tam bir doğa harikası. 5 bin yıllık tarihine rağmen,
bozulmamış olarak sizi bekliyor.
Pek çok ünlü turizm merkezine yakın olmasına rağmen, Dalyan'ın nasıl
bozulmadan bugünlere gelebildiğini merak edebilirsiniz. Bunun nedeni, ana
yoldan 12 kilometre içeride bulunması. Bu yüzden "Gizli Cennet"
olarak günümüze kadar doğal haliyle kalmayı başardı.
Dalyan, Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı bir belde. Nüfusu 5 bin dolayında.
Çok sayıda yabancı uyruklu da burada yaşıyor.
Adından da anlaşılacağı gibi geçmişte Dalyan'ın en önemli
geliri balıktı. Pamukçuluk ise ikinci sırada yer alıyordu.
Bugün ise turizm ön sıraya geçti. Çok sayıda konaklama
tesisi yapıldı. Ancak, tesislerin çoğunluğu küçük aile işletmesi. Şu anda
toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip.
ULAŞILMASI KOLAY
UÇAKLA
Dalaman Havalimanı Dalyan'a sadece 25 kilometre
uzaklıktadır. THY, İstanbul ve Ankara'dan Dalaman'a her gün uçmaktadır.
Buradan 20-25 dakikalık bir yolculukla Dalyan'a ulaşılır. Yaz aylarında
Atlasjet ve Onurair'in de Dalaman'a seferleri vardır.
OTOMOBİLLE
Özel aracıyla gelenler, Dalyan'a Fethiye, ya da Muğla veya
Marmaris yönünden ulaşabilir. Fethiye yönünden gelenler Ortaca üzerinden
kolayca Dalyan'a gelebilirler. Muğla ve Marmaris yönünden geleceklere uyarı:
Köyceğiz'i geçtikten sonra Yuvarlakçay Köprüsü'nün hemen sonunda sağa bir
yol ayrılıyor. Burada yanıltıcı bir "DALYAN" levhası var. Bu yola girmeyin.
Bozuk ve çok virajlı. Ana yoldan Ortaca'ya ulaşın ve Dalyan'a yönelin.
Ortaca-Dalyan arası 11 kilometredir.
OTOBÜSLE
Otobüsle önce Ortaca'ya gelmek gerekiyor. Kamil Koç,
Pamukkale, Aydın ve Metro seyahat firmaları, Ortaca'ya sefer yapıyor.
Otobüsle ortalama İstanbul'dan 13, Ankara'dan 9, İzmir'den 4-5 saatte
Ortaca'ya ulaşılıyor. İndiğiniz yerden 15 dakikada bir Dalyan'a minibüs ve
belediye otobüsü hareket ediyor. Dalyan'a yolculuk 15 dakika kadar sürüyor.
Minibüs şoförlerine az bir ek ücret ödediğinizde, sizi kalacağınız yerin
kapısına kadar götürüyorlar. İstanbul'dan geleceklere uyarı: İstanbul'dan
Ortaca'ya gelirken İzmir üzerinden gelen otobüsleri tercih edin. Kütahya
üzerinden yol daha uzun sürüyor.Bir uyarı daha:Turizmin yoğun olduğu
dönemlerde bilet bulma sıkıntısı yaşanıyor. Otobüs firmalarının Ortaca
yazıhanelerini önceden arayarak dönüş biletinizi ayırtabilirsiniz.
OTOGARLAR
|
İSTANBUL |
ANKARA |
İZMİR |
|
Esenler:212 6580505
Harem :216 3333763 |
312 2241000 |
Halkapınar:232 4862265
Üçkuyular :232 2598862 |
OTOBÜS YAZIHANELERİ
|
KAMİL KOÇ |
İstanbul:212 6582000
Ankara:312 2241700
İzmir:232 4860393
Ortaca:252 2822045 |
PAMUKKALE |
İstanbul:212 6582222
Ankara:312 2240024
İzmir:232 4720202
Ortaca:252 2825176 |
METRO
|
İstanbul:212 6583232
Ankara:312 2240012
İzmir:232 4720222
Ortaca:252 2825260 |

MELTEM RAHATLIĞI
Ege'yle Akdeniz'in kucaklaştığı bu bölgenin iklimi tipik
Akdeniz ikliminden farklılık gösterir. Kışlar ılık ve yağışlıdır. Ama yazlar
diğer Akdeniz yöreleri gibi bunaltıcı, insanı vıcık vıcık ter içinde
bırakacak gibi rutubetli değildir. Bunun nedeni, yılda birkaç gün hariç, her
gün düzenli denizden esen meltemdir.
Dalyan'da Nisandan Kasım ayı ortalarına kadar denize
girilebilir.Aşağıda Dalyan'ın hava ve deniz suyu sıcaklıklarının uzun yıllar
ortalamasını sunuyoruz:
|
AYLAR |
Hava |
Deniz |
|
NİSAN |
21 |
15 |
|
MAYIS |
26 |
18 |
|
HAZİRAN |
30 |
21 |
|
TEMMUZ |
33 |
24 |
|
AĞUSTOS |
33 |
25 |
|
EYLÜL |
29 |
23 |
|
EKİM |
24 |
21 |

RÜYA GİBİ BİR YOLCULUK
Lütfen arkanıza yaslanın ve bu sayfayı öyle okuyun. Sizi
Dalyan'da küçük bir tekne gezisine çıkartacağız... Örneğin, bugün
Dalyan'dasınız ve dolmuş tekne ile İztuzu Plajı'na gitmeye karar verdiniz.
Acele etmenize gerek yok...Plajda yiyecek içecek satılıyor
ama isterseniz tekneye binmeden alışverişinizi yapabilirsiniz. Kooperatifin
dolmuş tekneleri, sırada... Sizi bekliyor... Niçin acele etmeyin dediğimizi
anladınız mı? Tekneler doldukça kalkıyor...
Hareketten sonra lütfen sağınıza bakar mısınız? Kral
mezarları nasıl muhteşem görünüyor değil mi? Siz de fotoğraf çekin
isterseniz. Dönüşte güneş ters tarafta olacak...Fotoğraf çekmek için de
sabırsız olmayın. Biraz ileriden mezarlar daha güzel görünecek.
Sağlı-sollu restoranları görüyor musunuz? Daha şimdiden
akşam yiyeceğiniz taze balığı düşünebilirsiniz. Küçük tekne yapım ve onarım
yerlerinde çalışanları size el sallıyorlar? Siz de sallayabilirsiniz.
Soldaki yeni yapılan tekne bir-kaç ayı bulmaz suya indirilir.
Sağ kıyıya yanaşan tekneden inenler nereye mi gidiyor?
Kaunos'u gezecekler. Başınızı kaldırırsanız Kaunos'un kalıntılarını buradan
da görebilirsiniz.
Sağdaki bina Dalko. Taze balığınız büyük bir ihtimalle
oradan alınacak. Şimdi önünüze bakın. Nasıl ! Doğayla baş başasınız değil
mi? Durun daha bir şey görmediniz. Şu anda daha bir nehirde gidiyor
gibisiniz. Denizden esen meltemi hissediyor musunuz? Bu meltem Ağustos
ayında bile insanın bunalmasını önler.
İlerdeki dev sazlıkların orada delta başlıyor. Yeniden
sağ tarafınıza bakınız. Kaunos'un çok eski şehir surlarını görebilirsiniz.
Dalyan'ın kapısına yaklaşıyorsunuz. Görevliler kapıyı
açıyor, tekneniz ilerliyor. Bu kapı içeri giren balıkların dışarı kaçmasını
önlemek için yapılmış. Artık tamamen deltadasınız.
Böyle bir güzelliği daha önce yaşadınız mı? Tekne zaman
zaman sazlara sürtünerek geçiyor. Önünüze dikkatle bakın! Teknenin hangi
yöne döneceğini bilebilecek misiniz bakalım? Yanıldınız mı? Bilmeyen herkes
yanılıyor. Labirent gibi bu su yollarında, sadece çok iyi bilen Dalyanlı
kaptanlar doğru yolu bulabilir...Yanlış yöne giderseniz, kaybolursunuz.
Sazlara konmuş uzun gagalı rengarenk kuşun adını biliyor
musunuz? Aniden suya dalıp balık yakalayan bu kuş, Yalı Çapkını. Dünyanın
pek çok yerinden gözlemciler, bu tür nadir kuşlar için geliyor Dalyan'a...
Sudan sıçrayan balıkları görüyor musunuz? Sizin için gösteri yapıyorlar
sanki...
Artık yolculuğun sonuna yaklaştınız...Karşıda gördüğünüz
teknelerin bağlı olduğu zakkumlu kumsal İztuzu Plajı. "Keşke yolculuk
bitmeseydi" diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz...Ama İztuzu da bir başka
güzellik...İster tatlı suda, isterseniz Akdeniz'in tuzlu suyunda yüzün...
Aman fazla yanmamaya bakın...Hangi mevsimde olursa olsun Akdeniz'in güneşi
güçlü oluyor...Size iyi eğlenceler...

EŞSİZ GÜZELLİK
Turlar bölümünde göreceğiniz gibi, Dalyan'da denize girilecek çok yer var.
Ancak biz size bu sayfada doğa harikası olan İztuzu Kumsalı'nı tanıtmaya
çalışacağız.
Bir tarafı tatlı su, diğeri Akdeniz olan bu kumsalın bir benzerinin olmadığı
söyleniyor. Kumsal Radar Tepesi'nin eteklerinden başlayıp, Delikada önüne
kadar uzanıyor. Dalyanağzı denen bu bölgede, med-cezire bağlı olarak bazen
deniz suyu deltaya, bazen de tatlı su Akdeniz'e akar. Suyun akma hızına ve
yönüne bağlı olarak Dalyanağzı bölümündeki kumlar sürekli şekil değiştirir.
Dalyanağzı'nda kumların hareketi ile derinlik sürekli değiştiği için büyük
tekneler deltaya giremez. Marmaris'ten yolcu getiren büyük tekneler,
Delikada önünde demirleyerek, yolcularını Dalyanlı teknelere verirler.
Kumsalın uzunluğu kumların hareketi ile farklılık
gösterir ama ortalama 6 kilometredir. Burada kumlar, altın rengi ve
inceciktir.(Belki de carettalar yumurtlamak için bu nedenle burayı tercih
ediyor) Deniz ise kristal berraklığındadır.
Kaplumbağaların yumurtlama döneminde kumsalda gece kalınması yasak. Ayrıca
yumurtalara zarar verilmemesi için kumsala köpek gibi hayvanları
getirilmesine ve işaretli yerlere şemsiye saplanması, çukur kazılması da
yasak.
İztuzu Plajı'na 2 şekilde gidiliyor. Birincisi, Dalyan rıhtımından kalkan
kooperatifin dolmuş tekneleri. Tekneler, konuklarını Dalyanağzı Plajı'na
taşıyor. Sazlıklar arasındaki kanallardan yolculuk 30-40 dakika sürüyor, ama
insanı hiç sıkmıyor. Aksine, "keşke bitmeseydi" diyenlerin sayısı çok
oluyor.

85 MİLYON YILDIR DÜNYADALAR
85 milyon yıldır dünyada oldukları tahmin edilen Caretta-Carettaların
boyları 1,5 metreyi, ağırlıkları 150 kiloyu bulabiliyor. Bu sevimli
hayvanlar, tüm dünya denizlerini dolaşıyorlar. ODTÜ'nün çalışmaları
sırasında markalanan bir dişinin Meksika Körfezi'nde balıkçı ağlarına
takılarak yaşamını yitirdiği haberi Dalyan'a kadar geldi.
Bu sevimli canlılar, genellikle yosun ve balık yiyerek
besleniyorlar. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapıyorlar. Yumurtlama öncesi,
Mart ve Nisan aylarında erkek ve dişiler topluca Dalyan Deltası'na
giriyorlar. Balığın ve diğer besin kaynaklarının bol olduğu deltada
özellikle Alagöl kesimini seçen Carerttalar, saatler süren sevişmelerle
çiftleşiyorlar.
Bir dişi kaplumbağa, bir seferde 100-170 arası yumurta
bırakıyor. İşin ilginç yanı, ergin dişiler, oritasyon adı verilen bir
içgüdüyle yumurtalarını sadece kendilerinin dünyaya geldiği kumsala
bırakıyorlar.
Bu nedenle Dalyan'ın İztuzu Kumsalı Caretta Carettaların
nesillerini sürdürebilmeleri açısından çok önemli. Nesilleri tükenme
tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu cana yakın yaratıklar, aslında
Türkiye'nin tüm Akdeniz sahillerinde yumurtluyor. Ancak, Dalyan dışındaki
tüm alanlarda yumurtlayanların sayısı her geçen yıl azalırken, Dalyan'da
artıyor. Dalyan'ın İztuzu kumsalında bir yılda 300 dolayında ocak
(yumurtaların bırakıldığı çukur) belirlendi. Belki de bir kaç 10 yıl sonra
Dünyada görülecek Caretta Carettaların tamamı Dalyan'da dünyaya gelmiş
olacak.

Biraz da yumurtlamalarını anlatalım. Genellikle hava
karardıktan hemen sonra kumsala çıkan ana kaplumbağa, arka ayaklarını
kullanarak genellikle birden fazla çukur açıyor. (Yumurtaların hangi çukurda
olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun
yeri seçiyor) Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve bu sırada anne
kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor.
Bırakılan bu yumurtaların pek çok doğal düşmanı var. En
önemlileri tilki, sansar ve çakallardır. Bu hayvanlar, koklayarak buldukları
bu değerli yumurtaları yiyorlar.

Yumurtadan çıkmayı başarabilen yavruların bazıları ise
denize ulaşamadan yolunu şaşırıp kuruyarak ölüyor. Denize ulaşabilenlerin
büyük bölümü de yengeçlere, kuşlara ve balıklara yem oluyor. Uzmanlar, her
yüz yumurtadan 1-2'sinin yaşamasının bu hayvanın neslini sürdürmesine
yeteceğini söylüyorlar.
Bu hayvanları soyunun neden tükenme tehlikesiyle karşı
karşıya kaldığını merak edebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni, etini Fransız,
İtalyan ve Uzak Doğu ülkelerinde yaşayanların yemesi. Her yıl çok sayıda
deniz kaplumbağası da balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitiriyor.
Çağımızın en büyük tehlikesi ise zehirli atıklar ve yumurtladıkları
kumsalların beton yığınları ile onlara kapatılması.
NİL KAPLUMBAĞALARI: İztuzu Kumsalı'na
Caretta Carettaların dışında Celonia Mydas türü deniz kaplumbağaları da
yumurta bırakıyor. Köyceğiz Gölü ile Dalyan Deltası'nda 12 ay boyunca
görülen kaplumbağalar ise Caretta-Carettalarla karıştırılıyor. Bunların
erişkinlerinin boyu da 1 metreye yaklaşıyor. Ayakları tırnaklı olan bu
hayvanlar Nil Kaplumbağalarıdır.


KRAL KAYA MEZARLARI
Tarihin muhteşem abideleri kral mezarları, Caretta-Caretta
deniz kaplumbağalarıyla birlikte Dalyan'ın simgesi haline gelmiştir. Aslında
Dalyan ve yakın çevresinde kayalara oyulmuş onlarca kral mezarı vardır.
Ancak bunların en bilinenleri, Dalyan Beldesi'ne tam karşıdaki yamaçtan
bakanlardır.
Bunlardan sol grupta yer alan kaya mezarlarına
çıkılabilmektedir. Kaunos kazılarını yöneten Prof. Cengiz Işık, doğa
şartlarının tahrip etmesi sonucu, mezarlardan birinin bir kolonunun son 10
yıl içinde yok olduğunu açıklamıştır. Hiç bir kaya mezarında doğa ve insan
tahriplerine karşı tedbir alınmamıştır. Tahribi önlemek için 5 yıl önce
bunlara girilmesi yasaklanmıştı. Ancak 2003 yılında para karşılığı
gezilmelerine yeniden izin verildi.
Kaunosa yakın bölgedeki çok sayıdaki küçük kaya mezarları
ise kaderine terkedilmiş durumda. Yine kaderine terkedilmiş çok güzel 2 kaya
mezarı da Dalyan'ın Marmarlı Mahallesi'nde bulunmaktadır. Sulungur Gölü
yakınında Plaj yolunun hemen sağında bulunan kaya mezarı ise önü ağaçlarla
kapandığı için bugün görülememektedir.
Biz size gezdiğimiz bir kralmezarını anlatalım: Sütunların
arkasındaki kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Bizim gezdiğimiz
odada 3 mezar yeri vardı. Ayrıca odanın çevresi de dağın içinde tünel gibi
açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşabiliyorsunuz. Kaya o
kadar sert ki, binlerce yıldır doğanın tahribatından çok etkilenmemiş, ama o
dönemin insanları tarafından elle oyulabilmiş. İnsanın aklına şu soru
geliyor:


TARİH BOYUNCA SOYULMUŞ
Kaunos'ta kazı ve onarım çalışmaları 1966 yılında Prof.
Baki Öğün yönetiminde başladı. Öğün'ün emekli olmasından sonra kazıları
yöneten Prof. Cengiz Işık, 2001'de Kaunos'la ilgili bir kitap yayınladı. Bu
kitap, arkeolojiye ilgi duyanların beğenebileceği, sade vatandaşın ise pek
anlayamayacağı arkeolojik terimlerle dolu.
Kaunos'un binlerce yıllık tarihinin tamamen gün yüzüne
çıkartılmasının mümkün olmadığını belirten Prof. Işık, "Burası tarih boyunca
soyulmuş. Ayrıca kentin kurulduğu yamacın topografik yapısı da buna müsait
değil" diyor. Gerçekten de kentin bir bölümü sular altında bulunuyor. Prof.
Işık, 2003 yılında yaptığı açıklamada ise bundan böyle kazı çalışması
yapmayacaklarını söyledi. Prof. Işık, gün ışığına çıkartılmayı bekleyen
diğer eserleri gelecek nesillere bırakacaklarını, bundan böyle çıkartılmış
eserleri ayağa kaldırarak, ziyaretçilere binlerce yıl öncenin Kaunos'unda
gezme imkanı sağlamaya çalışacaklarını açıkladı.

Prof. Işık'ın verdiği bilgiye göre, buradan çıkartılan
eserlerden pek çoğu çeşitli yerlere dağıtılmış durumda. Bir aslan heykeli
Köyceğiz Parkı'nda. Altın buluntular Ankara Müzesi'ne gönderilmiş. Son 10-15
yılda bulunanlar Fethiye, daha önce çıkanlar ise Bodrum müzelerindeymiş.
Bazı eserler ise Kaunos'ta arkeologlar evi olarak bilinen binada muhafaza
ediliyor.
Dalyan'a geldiğinizde Kaunos Antik Kanti'ni
gezebilirsiniz, ama buradan çıkan çok değerli eserleri göremezsiniz. Oysa,
Dalyan'ın eski PTT binası resmi kayıtlarda "müze" olarak görünüyor, ama boş
duruyor.
Ünlü tarihçi Herodot eserinde, Kaunosluların Karyalılarla
aynı dili konuşmakla birlikte, Girit Adası'ndan geldiklerini, kendi gelenek
ve göreneklerini sürdürdüklerini yazar.
Roma döneminde yaşayan Amasyalı coğrafyacı Strabon ise
kitabında, Kaunos'un verimli bir ülke olduğunu, ancak yaz ve sonbahar
mevsimlerinin çok sıcak olması nedeniyle havasını beğenmediğini
yazar. Yazar, o dönemin inanışına bağlı kalarak bu bölgede iklimin kötü
olmasının nedeni olarak meyve bolluğunu gösterir. Yine aynı yazarın
anlatımına göre Kaunoslular, "hastalıklı, solgun yüzlü ve bir yaprak gibi
kısa ömürlü" insanlardır. Bunun nedenin "sıtma" olduğu sanılıyor.
Kaunos'un ünlü tarihçi ve coğrafyacıların dikkatini
çekmesi, kentin o dönemlerde çok önemli bir yerleşim merkezi olduğunun
kanıtı olarak gösterilir.

Kaunos, kuruluşundan bu yana tuz, tuzlu balık ve
incirleriyle tanınmıştır. Kaunos'un en parlak döneminin, kuruluşuyla M.
Ö. 5. Yüzyıl arasında olduğu sanılıyor. Kaunos tarih boyunca çeşitli
uygarlıklara sahne olduğu için kentte çok farklı yapı teknikleri görülür.
Şehir surlarından da kentin o dönem ölçülerine göre çok büyük olduğu
anlaşılır.
Engebeli bir araziye kurulu antik kentte, görülebilecek
başlıca yapılar şunlardır: Akropol (kale ve surlar), şehir surları, tiyatro,
kilise, hamam, depo, çeşme, agora, stoa ve kent içi yolları, tapınaklar ve
kutsal alan, liman ve mezarlık. Bunun yanı sıra günümüze ulaşamayan askeri
liman, tersaneler, spor merkezi, konutlar gibi yapılar ile henüz
çıkartılmamış toprak altındaki eserler de düşünüldüğünde, antik kentin ne
derece büyük ve önemli bir yerleşim alanı olduğun anlaşılır. Kendi adına
para bastıran Kaunos'un bir dönem bağımsız devlet olduğu, çevresindeki
Pisilis (Sarıgerme'de), Sultaniye (Köyceğiz Gölü kenarında) ve çevredeki pek
çok küçük antik kentin kendisine bağlı olduğu sanılıyor.
Şimdiye kadarki kazılarda mimari eserlerin dışında çok
sayıda heykel, heykel kaideleri, sikke, amfora, alınlık (diadem), süs
eşyaları, vazolar, kandiller, figürler, çanak ve çömlekler bulunmuştur.
Dalyan'ın hemen karşısında bulunan Kaunos'a 3 şekilde
ulaşabilirsiniz. Kolay olanı, kral mezarlarının hizasından karşı kıyıya
sandalla geçmek. Burada Dalyanlı hanımların sahibi olduğu sandallar bekliyor
ve Dalyan Kanalı'nda karşıdan karşıya yolcu taşıyor. Bu yolu seçerseniz,
karşıya geçtiğiniz yerde kral mezarlarını yakından görebilirsiniz. 10
dakikalık bir yürüyüş sizi Kaunos'un üst girişine götürür.
İkinci yol, tekne ile arkeologlar evinin yanına gitmek.
Buradan 5 dakikalık yürüyüşle yine üst girişe ulaşılır.
Ücüncü yol ise tekne ile Dalyan Su Ürünleri Kooperatifinin
dalyanının yanındaki Kaunos'un alt girişine gitmektir.
Kaunos'ta gezebilecek yerleri gösteren panolar,
ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz büfe, WC ve kafeterya bulunmaktadır.
Gezmekten yorulursanız, antik tiyatronun basamakları arasında büyümüş
asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenmenizi ve tarihi solumanızı
öneririz.
.jpg)
Akropol (kale ve surlar): Kaunos'ta kale
yüksek bir tepededir. Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Kumsalı,
Dalyan ve Akdeniz arasında uzanan deltanın tamamı, tarlalar, bahçeler ve
ormanlar görünür. Kalenin Doğu ve Güney yamaçları uçurumdur. Kaleye antik
tiyatronun yanındaki patikadan çıkılır.
Kaleyi kuşatan çift sıra surlar M. Ö. 5. Yüzyıl'da
yapılmıştır. Surlarda bulunan kapılar, mazgal delikleri ve siperliklerin
biçiminden kalenin Ortaçağ'da büyük bir onarım gördüğü anlaşılmaktadır.
Kilise (Büyük Kilise): Tiyatroya giden
yolun sağında güzel bir kilise vardır. Araştırmacılar bu yörede iki kilise
bulunduğunu öne sürmektedirler. Bu nedenle tiyatronun yanındaki kiliseye
Büyük Kilise adı verilir. Kaunos'ta kilisenin varlığı, buranın Roma
döneminde de önemini koruduğunu göstermektedir.
Kilisenin 5. Yüzyıl'da, ya da daha sonraki dönemlerde
yapıldığı sanılmaktadır. Bir giriş ve üç bölmeden oluşmaktadır. Giriş
Batıda, kutsal yön Doğudadır. Kilisenin çevresinde bulunan mezarlar ve eski
binalar temizlenerek kilisenin yapısı ortaya çıkartılmıştır.

Roma Hamamı: Anadolu'da bulunan Roma
hamamları içerisinde en iyi durumda olan hamamlardan biridir. Hamamda
soyunma yeri, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve masaj yeri, ısınma sistemi ve
havuz gibi bölümler onarılmaktadır. Hamamın en güzel ve etkileyici cephesi,
bol pencereli olan Güney cephesidir. Bu pencereler, kente ve limana
hakimdir.
Palestra (Spor Okulu): Kaunos'ta,
hamamın doğusunda kiliseye kadar uzanan bir spor okulu vardı. Burada güreş
yapıldığı ve diğer sporlarla ilgili eğitim verildiği sanılıyor. Geniş bir
alanı kapsayan spor okulundan günümüze fazla bir şey kalmamıştır.
Tapınaklar ve Temenos (Kutsal Alan):
Antik dönemde çok tanrılı dinler vardı. Bu dönemde yaşayan insanlar, Zeus,
Aphrodite, Artemis, Apollon gibi tanrıça ve tanrılara inanırdı. Antik
kentler, bu tanrıların arasından kendi kentleri için koruyucu tanrı ve
tanrıçalar seçerlerdi. Kaunos'ta bulunan bir yazıtta Apollon, Posedion,
Artemis ve Aphrodite adları geçmektedir. Herodot ise Kaunosluların yabancı
tanrılara değil kendi tanrılarına taptıklarını yazmıştır.
Arkeologlar Kaunos'da altı tapınak bulmuştur. Bu
tapınakların dördü Roma, ikisi Helenistik döneme aittir.
Agora ve Stoa (Pazar yeri ve Revaklar):
Antik çeşmeden batıya, ticaret limanına paralel uzanan bir yolun çevresinde
ve sonunda, agora ve stoa bulunmuştur.
Hellenistik döneme ait olan stoanın arkasındaki yamaçta
kutsal tapınak alanı yer alır. M. Ö. 2. Yüzyıl'a aittir. 97 metre
uzunluğunda olup zemini taş döşelidir. Çevresinde yazıtlar bulunmuştur.
Nympheum (Anıtsal Çeşme): Stoanın
Doğusunda bulunan anıtsal çeşmenin, Roma İmparatoru Vespasian'ın da adının
geçtiği yazıtında gümrükle ilgili kayıtlar yer alır. Dönemin ticari
yaşamına ait bilgiler içermesi açısından yazıt son derce önemli yazılı bir
belge niteliğindedir.
Depo (Ambar): Antik kentte tiyatrodan
limana inen yol üzerinde, iki katlı fazla büyük olmayan bir yapıttır. Bir
liman kenti olan Kaunos'un sahilinde de depo olarak kullanılan yapıların
olduğu sanılmaktadır.
Liman (Küçük Liman / Sülüklü Göl) ve Gümrük:
Bugün Sülüklü Göl adıyla bilinen liman, Kaunos'un bir ticaret şehri
olmasında son derece önemli rol oynamıştır. Zamanında ticaret gemilerinin
rahatlıkla girebildiği liman, korunaklı olup kapalı tipte limanlar grubuna
giriyordu. Günümüzde dolarak bataklığa dönüşmüştür. Zamanında limanın
ağzının zincirlerle kapatıldığı tahmin ediliyor. Limanda bir de gümrüğün
olduğu, anıtsal çeşme üzerindeki gümrükle ilgili bazı kural ve bilgileri
içeren yazıttan anlaşılmaktadır. Limanda aynı zamanda dalga kıran izlerine
de rastlanmıştır.
Tholos (Yuvarlak yapı): Tholos adıyla
tanımlanan yapının bir kahraman için inşaa edildiği ileri sürülür. Limanın
güneyinde şehir surlarına yakındır. İçi suyla dolu olduğu için burada
araştırma yapmak güçleşmektedir.
Şehir Suları ve Kapılar: Akropolü
çevreleyen surlar dışında kent de ayrıca surlarla çevrelenmistir. Surlar
Kuzey ve Kuzeydoğu'da Balıklar Dağı'na, Güney ve Güneybatı'da Küçük Kale'ye,
Batıda Çömlekçi Tepesi'ne, Kuzey'de ise bugünkü Dalyan Beldesi'ne bakan
cephede devam etmektedir. Surların yapımı antik döneme dayanmakla birlikte,
sonradan çeşitli onarımlar görmüştür. Yükseklik bazı yerlerde birkaç
metreyi bulur. Sur içine açılan kapıların izleri de yer yer belli
olmaktadır.
Çömlekçi Tepesi: Küçük Kale'nin
karşısında kentin Batısı'ndadır. Ticaret limanının Küçük Kale ile Çömlekçi
Tepesi arasındaki kısmının zincirle kapatıldığı sanılmaktadır. Çevrede
mezarlar, surlar, Batı Kale ve Batı Kapısı yer alır. Buradaki kale ve
surların 3. Yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.
Küçük Kale: Limanın Güneybatısı'ndadır.
Akropol ile arasında sur bağlantısı vardır. Güney'ini çeviren kent surundaki
kapı göze çarpar.

Nekropol (Mezarlık) ve Kaya Mezarları:
Kaunos'un da diğer antik kentlerde oluğu gibi, yerleşim alanının dışında
büyük bir mezarlığı vardır. Manzarası güzel mezarlık alanı içinde farklı
tipte mezarlar göze çarpar. Bunlardan en dikkat çekici olanlar krallara ait
anıtsal kaya mezarlarıdır. Yüksek kayalara oyulan kaya mezarları bugün
Dalyan'ın simgesi gibidir. Kaya mezarlarının içinde bulunan bazı seramik,
çanak çömlek ve diğer buluntular, mezarların M. Ö. 4. Yüzyıl'a ait olduğunu
düşündürmektedir. Mezarlar, Likya tipi kaya mezarları görünümündedir.
Bunun da nedeni bölgenin Karya-Likya sınırına yakın olmasıdır. Anadolu
dışında bu tipte kaya mezarlarına rastlanmamıştır.
Özellikle, Likya Bölgesi içindeki antik kentlerde kaya
mezarlarının en seçkin örnekleri ile karşılaşılır. Karya-Likya arasında
kalan Kaunos'ta da Likya tipli kaya mezarlarına rastlanır. Bu mezar
örneklerinin en yakın benzerlerini Telmessos'da (Fethiye) görmek mümkündür.
Örneğin, Telmessos'da bir yamaçta yer alan ve IV. yüzyıla, Kral Amnythas'a
ait olduğu sanılan kaya mezarı ve onun civarındaki diğer mezarlar
Kaunos'daki örneklerle büyük benzerlik gösterir.
Küçük bir tapınak cephesi görünümünde oyulan mezarların
yer seçiminde, manzara ve zor ulaşılmasına dikkat edilmiştir.
Savaş Limanı ve Tersaneler: Antik kentin
Dalyan Kanalı kenarında, savaş limanı ile tersanelere sahip olduğu tarihi
kaynaklarca ifade edilmektedir. Akropolisin Kuzey tarafına rastlayan
liman, bugün tamamen dolmuş durumdadır.
Konutlar: Kazılar sırasında, stoanın
arkasındaki terasta, Erken Bizans dönemine ait bazı ev temellerine
rastlanmıştır. Antik kentin asıl konut alanının kutsal tapınak alanından
Kuzey'e ve Batı'ya uzanan bölge olduğu tahmin edilmektedir.

BYBLİS'İN GÖZYAŞLARI
Efsane sever misiniz bilmiyoruz? Eğer severseniz,
anlatacağımızdan hüzünleneceksiniz. Heredot'tan günümüze ulaşan efsane
şöyle:
Apollo'nun oğlu olan Karya Kralı Miletos'un ikizleri olur.
Erkeğe Kaunos, kıza ise Byblis adı verilir. ikizler, birlikte büyür ve
birbirlerine aşık olurlar. Bu gizli aşk, bebekleri doğunca ortaya çıkar. Çok
öfkelenen kral, oğlunu ülkesinden kovar. O da kendisini sevenlerle birlikte
gider ve Lidya sınırındaki, şimdiki Dalyan'ın karşısında kendi adını taşıyan
kenti kurar.
Byblis'e ne olmuş? İşte orası hüzünlü. Gördüğü hakaretlere
ve sevdiği kardeşinden ayrı kalmaya çok üzülen Byblis, pınarları kuruyuncaya
kadar gözyaşı döker ve sonunda bir kayadan atlayarak canına kıyar. Efsaneye
göre, Dalyan'da bir labirenti andıran kanallar, Byblis'in gözyaşlarından
oluşmuştur.
Romalı Tarihçi ve Şair Ovidius ise bu olayı, farklı
aktarır. Ovidus'dan bize nakleden Azra Erhat'a göre, Kaunos'un kuruluşuyla
ilgili efsane şöyledir:
Byblis Kaunos'a aşık olur. Byblis, Kaunos'a bir mektup
yazarak duygularını dile getirir. Kaunos ise Byblis'in duygularını öfke ve
tiksinti ile karşılar. İkizini bir daha görmek istemeyen Kaunos, kendisini
sevenlerle birlikte babasının ülkesini terk eder. Kaunos'a gelerek, kendi
adıyla anılan kenti kurar. Byblis ise karşılıksız kalan sevgisi yüzünden
hayatına son vermek isteyerek, yüksek bir kayanın üzerinden dendisini atar.
Ama Nympheler (su perileri) Byblis'e acır ve onu bir pınara dönüştürür.
Byblis'in gözyaşları nehir olur çağlar durur.
İşte böyle hüzünlüdür Kaunos'un kuruluş öyküsü.
.jpg)
HEM EĞLENCE, HEM SAĞLIK
Dalyan'ın pek çok yerinden kayaların arasından kaplıca
suyu çıkmaktadır. 39 derece sıcaklıktaki bu kükürtlü sular, klörür, sodyum,
hidrojensülfür, florür ve radyoaktif radon gazı içermektedir. Dalyan'ın
kaplıcaları, geçmişte sadece yöre halkına şifa dağıtıyordu. İnsanlar çadır
kurup, günlerce kür alıyordu. Bu suların, başta metabolizma, sinir,
romatizma, siyatik, kadın ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde
deva olduğuna inanılıyordu. Ameliyat olanlar da nekahat döneminde bu
sulardan yararlanıyordu.
Bu sulardan Orta (Gelgirme) Kaplıca, 1990'lı yıllarda
yeniden düzenlendi ve "Güzellik Çamuru" olarak ünlendi. Çamur banyosu,
günümüzde eğlence kaynağı haline geldi. Burada 2 noktadan sıcak su
çıkmaktadır. Bunlardan biri çamur banyosu halindedir. Saniyede 20 litre
debisi olan diğer su küçük bir havuz halindedir.
Çamura bulanan insanlar, canlı birer heykel haline
geliyorlar ve birbirlerinin fotoğraflarını çekerek eğleniyorlar. Sürülen
çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve
gözenekleri temizliyor. Duşlarda çamur temizlendikten sonra diğer kaplıca
kavuzuna giriliyor. Burada 30 dakika kalmanın yararlı olduğu söyleniyor.
ÇAMUR BANYOSU YAPAN ÜNLÜLER
Dalyan'a her gelenin uğrak yeri haline gelen çamur
banyosunda siz de neşeli saatler geçirebilirsiniz. Burayı pek çok ünlü
ziyaret etti. Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın bile güzelliğini bu çamur
banyosuna borçlu olduğu söylenir. Analu'nun tüm Akdeniz sahillerini gezdiği
söylenen Kleopatra, Dalyan'a gelip çamur banyosuna girmiş midir bilemeyiz
ama son yıllarda burayı pek çok ünlü ziyaret etmiştir. Bunlardan
hatırlanabilenler şunladır:

İngiltere Kraliçesi'nin kız kardeşi Prenses Margreth,
Prenses Ann, Basın İmparatoru olarak bilinen Robert Maxwell, Suudi Arabistan
Kralı Faht'ın yeğeni ve damadı olan Genelkurmay başkanı Prens Halit Bin
Abdullah, İspanya Prensi Felipe De Carlos ile eşi Prenses Alexia, sinema
oyuncuları Dustin Hoffman ve Jack Nicholson, şarkıcılar Sting ve David Bowie,
Fransa eski cumhurbaşkanı Truoudu, İsmailiye mezhebi lideri Kerim Ağa Han,
UEFA Başkanı Johansen, Ürdün Prensi Hasan'ın eşi Sarvath ile kızları ve
damadı, Meksikalı tekila kralı Antonio Simon Perez.
Dalyan'da diğer sıcak su çıkan yerler ise bakir olarak
tarlaların arasında yer alıyor. Buralarda da kayaların arasından çamur
çıkartarak sürünebilirsiz. Kalabalıktan hoşlanmazsanız, tekneciler sizi
buralara da götürür.
DOĞANIN KOYNUNDA
Su ile yaşamın kaynaştığı Dalyan göl zenginidir.
Kuzeyinde Köyceğiz, Güneyinde Sulungur, Alagöl, Sülüklü ve İztuzu gölleri
bulunur. İztuzu dışındaki Güneydeki göller, Dalyan Deltası ile
bağlantılıdır. Bunlardan Sulungur Gölü, doğal bir balık üreme merkezidir. Bu
gölün deltaya bağlandığı bölgeye Küçük Dalyan adı verilir.
Köyceğiz Gölü de Dalyan'ın güzelliklerine güzellik katar.
Dalyan'dan göl tarafına hareket ettiğinizde daha bir-iki dakika içinde
kendinizi Amazon'daymış gibi hissedersiniz. Sazlar arasından göle
ulaştığınızda doyumsuz bir güzellik sizi karşılar. Soldaki Ölemez Dağı'nın
gölgesi suda kıpırdayarak renk cümbüşü yaratır.

Kış ayları boyunca çeşit çeşit kuşlara barınma alanı olan
Köyceğiz Gölü'nün, aslında yüzyıllar önce meydana gelen bir çökme sonucu
oluştuğu sanılmaktadır. Halen gölün altında bazı yapılar görülebilmektedir.
Sultaniye Kaplıcaları da gölün kenarında, Ölemez Dağı'nın
dibindedir. Türkiye'de önemli ve öncelikli ilk on kaplıca ve içme suyu
arasındadır. Helenistik çağdan bu yana kullanıldığı tahmin edilen
Sultaniye, Köyceğiz Gölü'nün güneybatı sahilinden karayolu ile Köyceğiz ilçe
merkezine 20 kilometre, Dalyan'dan ise 4 kilometre uzaklıktadır. Ilıcada
ve yamacında antik kalıntılar vardır. Çam ormanlarıyla kaplı alanda
kayaların arasından çıkan suyun debisi 42 litre/saniyedir. Yakın zamana
kadar 2 kapalı havuzu, bir açık havuzu ve soğuk suyun çıktığı içme bölümü
vardı. Son yıllarda Köyceğiz Belediyesi tarafından kiralanan kaplıcada,
çeşitli değişiklikler yapılmaktadır.
Köyceğiz Gölü çevresi piknik yapmaya ve yüzmeye de
elverişlidir.

GEZİLECEK ÇOK YER VAR
Dalyan'da hayat su ile özdeşleşmiştir. Yakın zamana kadar,
yaşam tamamen tekne üzerinde idi. Düğünler, konvoy halinde giden tekneler
üzerinde yapılırdı. Satılacak mallar, pazarlara tekne ile götürülür,
ihtiyaçlar alınıp getirilirdi. "İmamın kayığı" deyimini duymuşsunuzdur.
Dalyan'da gerçekten imamın kayığı var. Çünkü mezarlık karşı kıyıda.
Dalyan'da çoğunluğu tekneyle görülecek o kadar çok yer var ki, seçmekte
güçlük çekebilirsiniz.
Dalyan, 1990'lı yıllara kadar sadece tiryakisi olan az
sayıda yabancı tarafından biliniyordu. Gizli kalabilmesinin bir nedeni de
Marmaris ile Fethiye arasındaki yoldan 12 kilometre içerde olmasıydı.
Çevredeki turistik yörelerden Dalyan'a düzenlenen günlük turlar ve Caretta-Caretta
deniz kaplumbağaları ile tanındı. Şimdi ise günlük turlar tersine döndü.
Tatile çıkanlar, beton yığını haline gelmiş, geceleri gürültüden uyunamayan
ünlü turizm merkezleri yerine Dalyan'da huzur içinde uyuyor, isterlerse
oralara gezmeye gidiyor. Çünkü Dalyan, pek çok turizm merkezinin yakınında
bulunuyor.
|